Türkçe konuşanlar için İngilizce telaffuz
Türkçe yazıldığı gibi okunur; İngilizce okunmaz. Bu yüzden bir kelimenin yazılışını bilip konuşmada duyunca tanımamak çok sık olur. İyi telaffuz iyi duymakla başlar: bu rehber, Türkçe kulağın en çok kaçırdığı İngilizce sesleri ve onları nasıl çalışacağını anlatır.
Neden İngilizce yazıldığı gibi okunmuyor?
Türkçede sekiz ünlü vardır ve her harf hemen hep aynı sesi verir. İngilizcede ise yaklaşık on iki farklı ünlü sesi ve birçok çift ünlü, aynı beş harfle yazılır: a harfi cat, car, cake ve about'ta dört farklı ses verir. Okunuşu Türkçe harflerle yazmak (“tenkyu”, “gud nayt”) başta işe yarar ama bu farkları gösteremez.
Bir de sessiz harfler var: knife'taki k, write'taki w, listen'daki t, would'daki l okunmaz. Bu kelimeleri yazılışından tahmin etmek yerine sesini duyarak öğrenmek gerekir.
Türkçe konuşanların en çok karıştırdığı sesler
- th sesleri: think ve this'teki iki ses Türkçede yok. think “tink” ya da “sink”, three “tree” gibi duyulabilir.
- w ve v: Türkçede v bazı kelimelerde dudaklar yaklaşarak, w'ye benzer söylenir. İngilizcede west ve vest, wine ve vine farklı kelimelerdir.
- Kısa ve uzun ünlüler: ship ve sheep, full ve fool, live ve leave. Türkçede ünlü uzunluğu anlamı nadiren değiştirir; İngilizcede sık değiştirir.
- bad ve bed, man ve men: Türkçedeki e sesi ikisinin arasında kalır, bu yüzden ikisi aynı duyulabilir.
- Kelime sonundaki ünsüzler: Türkçede kelime sonundaki b, c, d genellikle p, ç, t'ye döner (kitap, ağaç). İngilizcede bag ve back, card ve cart, bed ve bet ayrı kelimelerdir. İpucu: yumuşak ünsüzden önceki ünlü biraz daha uzun söylenir.
- -ng sesi: sing, thing, long kelimelerinin sonunda g ayrıca okunmaz; “sing-g” değil, genizden tek bir ses.
Vurgu ve schwa: Türkçeden en büyük fark
Türkçede her ünlü net söylenir. İngilizcede ise vurgusuz heceler kısalır ve çoğu zaman schwa denen belirsiz, kısa bir sese (/ə/) dönüşür: about'un başındaki a, banana'daki ilk ve son a, doctor'ın sonu. Aynı kökten gelen photograph ve photographer'da vurgu yer değiştirir, ünlüler de değişir.
Bu yüzden a, the, to, of, and gibi küçük kelimeler cümlede neredeyse kaybolur. Türkçede “a” ve “the” olmadığı için bu kelimeler zaten beklenmez; hem duyulmaz hem yazılmaz. Dikte, onları fark etmeyi öğretir.
Başta ünsüz kümesi ve dikteyle çalışma
Türkçe kelimeler genellikle iki ünsüzle başlamaz; bu yüzden school “sıkul”, train “tıren”, spring “sipring” gibi söylenebilir. İngilizcede araya ünlü girmez. Dinlerken de bunu bilmek, kelimenin nerede başladığını yakalamana yardım eder.
Dikte, telaffuzu dinlemeden çalıştırmanın somut bir yoludur: ship yerine sheep, worked yerine work yazdıysan hangi sesi çalışman gerektiğini bilirsin. Cümleyi yaz, kontrol et, hatanın olduğu yeri tekrar dinle ve cümleyi yüksek sesle, konuşmacının ritmiyle söyle.
İngilizce telaffuz hakkında sorular
Önce telaffuz mu, dinleme mi?
İkisi birlikte gelişir ama dinleme genellikle önce gelir: bir sesi duyup ayırt edemiyorsan onu söylemek de zordur. Dikteyle dinlemeyi çalışıp cümleleri yüksek sesle tekrar etmek ikisini birden geliştirir.
Okunuşu Türkçe harflerle yazmak yanlış mı?
Başlangıçta yardımcı olabilir ama schwa'yı, uzun ünlüleri ve th seslerini gösteremez. Kullanıyorsan mutlaka sesle karşılaştır. Sözlükteki fonetik yazım (/θɪŋk/) daha doğrudur.
Amerikan mı, İngiliz aksanı mı öğrenmeliyim?
İkisi de doğrudur; önemli olan anlaşılır olmak ve farklı aksanları anlayabilmektir. Dinlerken ikisine de alışmak işine yarar, konuşurken birini seçip ona yakın kalabilirsin.